Atilla İlhan’ın En Beğenilen 10 Şiiri

Edebiyatın her alanında kendisini göstermiş üstat isimlerden olan Atilla İlhan yaşadığı zaman içerisinde birçok şiir sığdırmıştır. En özel şiirlerini sitemiz içerisinde bulmanız mümkündür. Atilla İlhan şiirleri insanın ruhuna kadar işleyen bir yapıya sahiptir. Kısa denilebilecek ömrü hayatı boyunca birçok şiiri okuyucularına sunarak adeta kendisini ölümsüz kılmayı başarmıştır. İlgili menü üzerinden Atilla İlhan şiirleri kolayca okunabilir. Her bir şiiri adeta insanın içine işleyen ve her okunduğunda heyecanı en derin şekilde hissedilen bir özelliktedir.

Sitemizde Yer Alan Atilla İlhan Şiirleri

Atilla İlhan’a ait bütün şiirleri sitemiz üzerinden kolayca erişim sağlamanız mümkündür. Sitemizde Atilla İlhan şiirlerinin tamamı mevcuttur. Başka yerlerde aramanıza gerek yoktur.


Bakarsak

Zarif bir hüzündür bembeyaz dolaşan kuğuya bakarsak
Mücevher titreşimleriyle mütereddit bir akşam suya bakarsak
Fazlasıyla ısındı deniz kaynadı kaynayacak
Dipten bir deprem yaklaşıyor suyun üzerindeki buğuya bakarsak
Ne kadar yoksul ve çıplak görünürse görünsün ağaçlar
O kadar yakındır ilkbahar özsuyu yürümüş dallara uğultuyla bakarsak


O Sözler Ki

O sözler ki acıdır mapusane avlularında
Demirli kırbaçlar gibi şaklar
O sözler ki sırasında çiçek açmış bir nar ağacıdır
Dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı sırasında gizemli bıçaklar

O sözler ki İmgelem sonsuzluğunun
Ateşten gülüdürler kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler
O sözler ki kalbimizin üstünde
Dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız
O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan uğrunda asılırız


Kimi?

Kapıyı açık bırak
Hiç kimse görmese de
Belki biri gelir
Elsiz ayaksız
Varla yok arası
Hanidir bekliyorum


Nasıl Bir Sevdaysa?

Ay çok mu gecikti nerdeyse çıkar
Sen yalnızlığıma varır varmaz
Az sonra yağmuru durduracaklar
Rüzgarı değiştirdim
Ustura ağzı poyraz
Yok canım yıldızları unutmadık
Mutlaka yerlerinde bulunacaklar
Kenarı yaldızlı mavi bir karanlık
Sütlü çıplaklığını örtecek kadar
Senin için olduğu asla bilinmeyecek
Yapraklarını birden dökecek dutlar
Şafak sökerken sekiz on kadar şimşek
Balkonda işlemeli müstesna bulutlar
Ayak bastığın an şehir de değişebilir
Yoksa Moskova’mı
Belki Berlin belki Dakar
Belki 30’lardan mehtap yorgunluğu İzmir
Körfez’de şerefine donatılmış vapurlar
Nerede ne zaman kaç kere yaşadık
Nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar
Bitirdiğimiz her şeye yeniden başladık
Dudaklarımızda birbirimizden mısralar


Elimden Gelen Bu

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Çoğalmak neyse ne azalmak zor
Birisi seni her an bırakıp gittiğim
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
Gözlerine kirli bir bulut getirdim
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı
Öbürü en içten çağrını işitmiyor
Hüneri ne dersen duygu kaçakçılığı
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
Bakışları kıyısız bir deniz

Uzaklığı elimden gelen bu ben iki kişiyim
İkisi birbirinden çıkmaya uğraşıyor
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
Birisi yeni baştan serüvene başlamış
Öbürü silahında son mermiyi yakıyor
Çoğalmak neyse ne azalmak zor.


Bekle

Geleceğim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
Ölüm gibi bir şeydi
Ama kimse ölmedi


Delik Deşik

Kirpi gibisin çocuk
Her tarafın diken
Kim elini uzatsa
Delik deşik üstelik sen de kan içindesin


Kadınlar Sonbahar

Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Babız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebülöz gökte yazılmamış şiirler
Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor

Anlaşılmaz çocukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler

Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor
Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir
Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor


Her Şeyi Birden İstemek

O kitabı da okudum bitirdim
Hani o genç kızın beni unuttuğu
Bir ara fena halde fikrindeydim
Dudağındaki nem gözündeki buğu
Durmadan hayal değiştiriyorduk

Çetrefil bir hayat herkesin koktuğu
Kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
Yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu
Erteleyip durduk suç ortaklığımızı
Asıl mutluluğun içinde bulunduğu

Bazı ben yanlıştım o yanlıştı bazı
Çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu
Yanıldığımız her şeyi birden istemekti
İsteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti

Devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu
Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
Sararmış yaprakların usulca savrulduğu
Köprüler yıkıldı artık kendimleyim
Parmak uçlarımda ölümün soğukluğu


Belma Sebil

Seni ben kallavi sokağında gördüm
Sen beni görmedin görmedin
Kapıları çaldım adını sordum
Söylemediler öğrenemedim
Seni ben kallavi sokağında gördüm

Bir daha görmedim bilmedim
Belma sebil adını yakıştırdım
Aklıma geldikçe her sefer
Gözlerinin mavisini bitirdim
Saçlarının siyahına başladım

Kallavi sokağında güvercinler
Benim karanlık İstanbul’um
Bir esnaf kahvesine oturdum
Belma sebil ya geçti ya geçer
Rüzgarını içime doldururum

Kallavi sokağında güvercinler
Bunca yıl sönmemiş umudum
Nisan değilse mayıs
Perşembe değilse pazar
Ben Belma Sebil’i bulurum


Adım Sonbahar

Nasıl iş bu Her yanına çiçek yağmış
Erik ağacının ışık içinde yüzüyor
Neresinden baksan gözlerin kamaşır

Oysa ben akşam olmuşum
Yapraklarım dökülüyor usul usul
Adım sonbahar


Mahur Beste

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara


Yalnızlığı Denemek

Gecenin ortasında ne işin var
Yıldızlara dokunma yanarsın
Bak birazdan ay da batacak
Karanlık bulaşmasın ellerine
Tersine döner yolunu bulamazsın

İçi dışı uzay tozu yansımalar
Sahi mi yalan mı anlayamazsın
Bir rüya gemisi iskele sancak
Dokunup geçiyor hayallerine
Ağlayasın gelir ağlayamazsın

Sevmek insanın yüreği kadar
Küçükse büyüğünü taşıyamazsın
Yalnızlığı da dene oldu olacak
Nasıl yankılanır derinden derine
İyi midir kötü mü çıkaramazsın

İnsan insanı kendisi tamamlar
İçinde başka dışında başkasın
Eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
Öbürü sığacak bunun derisine
Yoksa sabaha sağ çıkamazsın


Yağmur Kaçağı

Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen

Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsan

Telaş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu’ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın

İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni


Yalnızlık Şiiri

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar, aydınlık fikirler gibi
Tavanda salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım.

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından, dudaklarımda
Eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim, gözlerini arıyor durmadan…
Nerdesin?


Adımla Nasıl Berabersem

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
Koşar gibi yürüyüşün
Karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

Uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
Karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
Adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
Seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
Gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat

Koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye
Aynı şartlar altında kısmet olmayan
Gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın.


Böyle Bir Sevmek

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala ara sıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kim bilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.


Sen Yoksun

Sen yoksun deniz yok
Yıldızlar arkadaşım ya bu gece harika bir şeyler olsun
Yahut bir bomba gibi infilak edecek başım

Ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
İstanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak
İşte kol kola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden

Fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
Havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok

Yıldızlar uzaklaşıyor
Ben yine yalnız kalıyorum
İstanbul minareler kaybolmuş sen yoksun


Ağustos Çıkmazı

Beni koyup koyup gitme, ne olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, ne olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, ne olursun

Elimi tutuyorlar ayağımı
Yetişemiyorum ardından
Hevesim olsa param olmuyor
Param olsa hevesim
Yaptıklarını affettim
Seninle gelemeyeceğim Attila İlhan
Beni koyup koyup gitme, ne olursun.


Elde Var Hüzün

Söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüşürdük
Pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
Ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
Zamanlar değişti ayrılık girdi araya
Hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz
Sahilde savruluşları başıboş dalgaların
Yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
Elde var hüzün

O şenlik fakat çıkar mı akıldan
Çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
Sırılsıklam aşık incesaz
Kadehlerin mehtaba kaldırılması
Adeta düğün, hayat zamanda iz bırakmaz
Bir boşluğa düşersin bir boşluktan
Birikip yeniden sıçramak için
Elde var hüzün.


 

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir